Altına zekat düşer mi? Altında zekat nasıl verilir? Kuyumcular zekatı nasıl hesaplar? Bu makalemizde; bu soruları İslam fıkhına göre, okuyucuyu çok tekniğe boğmadan cevaplamaya çalışacağız.
Zekat Nisabı: 85 Gram Has Altın Kuralı
Altında zekat hesabı (nisabı) 85 gram has (saf) altındır. 82 gram has altın değerinde altını olan ve bunun üzerinden bir yıl geçmiş olan kişiler, bu altından 40'ta 1 oranında (en az) zekat vermekle mükelleftirler.
Bu miktar zekat verebilmenin alt sınırıdır. Bunu şöyle ifade edebiliriz: Biraz altın, biraz nakit veya farklı değerli bir şeyin toplamı 85 gram altın değerine ulaşıyorsa, o kişi zekat vermekle mükelleftir. Bunun illa da 85 gramın tek başına "fiziki altın" olması gerekmemektedir; bu aslında zekat verebilecek zenginlik veya zekat verebilme ölçüsü diye ifade edilir.
Zekatı Altın Olarak mı, Nakit Olarak mı Vermeli?
Peki, 85 gram altınımız veya fazlası var; zekatımızı nasıl vereceğiz? Zekat verilmesi konusunda İslam alimleri, insanlara (ihtiyaç sahibine) en iyi fayda sağlayacak şekilde zekatın verilmesini tavsiye ederler. Allah'ın da buradaki istediği hikmet bu olsa gerek.
Örneğin; altını alıp direkt zekat sahibi kişiye vermek mi, yoksa onun değerini para olarak vermek mi daha doğrudur? Varsayalım ki 5 gram zekatınız var. Burada doğru olan; 5 gram altının değerindeki parayı satış değeri üzerinden vermektir.
Tevbe Suresi 60. ayete göre zekat verilebilecek 8 sınıf:
1. Fakirler (Fuqarâ)
Temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar malı veya geliri olmayan, ancak tamamen de çaresiz kalmamış kimselerdir. Dini ölçülere göre "nisap miktarı" kadar malı bulunmayan kişiler bu gruba girer.
2. Miskinler (Mesâkîn)
Hiçbir şeyi olmayan, günlük yiyeceğini dahi temin etmekte zorlanan, fakirden daha muhtaç durumdaki kimselerdir. Genellikle "çaresizler" olarak adlandırılırlar.
3. Zekat Memurları (Âmilîn)
Zekat mallarını toplamak, korumak ve hak sahiplerine ulaştırmakla görevli olan kişilerdir. Bu kişilerin zengin olup olmamasına bakılmaksızın, emeklerinin karşılığı olarak bu fondan pay alabilirler.
4. Müellefe-i Kulûb (Kalpleri İslam'a Isındırılacak Olanlar)
İslam'a yeni girmiş olanlar veya İslam'a ısındırılmak istenen kişilerdir.
5. Köleler (Fir-Riqâb)
Özgürlüğünü satın almak isteyen köleler veya esaret altındaki Müslümanlardır. Günümüzde kölelik kurumu kalmadığı için bu fonun esaret altındaki kişilerin kurtarılması için kullanılabileceği belirtilir.
6. Borçlular (Ğârimîn)
Borcu olan ve borcunu ödedikten sonra elinde nisap miktarı malı kalmayan kimsedir. Burada önemli olan, borcun temel ihtiyaçlar için, meşru (günah olmayan) bir iş için alınmış olmasıdır.
7. Allah Yolunda Olanlar (Fî Sebîlillâh)
Hiçbir geliri olmayıp kendini ilim tahsiline vermiş öğrenciler, İslam'ın yayılması ve korunması için çalışan her türlü hayırlı faaliyet.
8. Yolda Kalmışlar (İbnü’s-Sebîl)
Kendi memleketinde zengin olsa bile, yolculuk esnasında parasız kalan, malına ulaşamayan ve muhtaç duruma düşen kişilerdir. Bu kimselere memleketlerine ulaşacak kadar zekat verilebilir.
Bu insanlar yardıma ihtiyacı olan kişilerdir. Biz bu insana 5 gram altın verdiğimizde; bu kişinin onu tekrar paraya çevirmekle ilgili bir süreçle uğraşması gerekir. Altın bozdurmakta başlı başına bir süreçtir.
İhtiyaç sahibine altını fiziki olarak verdiğimizde, aslında o kişi onu paraya çevirirken bir kaybı (makas farkı) olmaktadır. Bu da verdiğimiz hayrın eksilmesine sebep olmaktadır. O yüzden 5 gram altın yerine, onun parasal değerini vermek çok daha doğru bir yaklaşımdır. Zekata düşen tüm malları hesaplayıp, bunu para olarak vermek en doğru yoldur.
Kuyumcular Zekatı Nasıl Vermelidir?
Peki kuyumcular zekatı nasıl vermeli, nasıl vermektedirler? Burada çok karıştırılan bir durum var. O yılki "kazançlarından" (kârlarından), nisabı geçen kısmın zekatını vermeleri gerektiğini düşünen bazı kuyumcular var. Durum böyle değildir.
Kuyumcu, elindeki tüm malı, borç ve alacak çıkıldıktan sonra kalan tüm sermayenin en az 40'ta birini vermelidir. Örneğin; bir kuyumcunun 10 kilo altını varsa, onun 40'ta biri olan 250 gram altını zekat olarak vermekle mükelleftir. "Yıllık kazanç" gibi kavramlar, daha çok ilk defaya mahsus zekat nisabına ulaşmakla alakalı durumlardır.
Peki kuyumcu bu 250 gramı altın olarak mı, para olarak mı vermelidir? Burada da yine biraz önce söylediğimiz kural geçerlidir: Zekat alan kişinin en iyi faydalanacağı şekilde verilmesi; Allah'ın hükmettiği, doğru gördüğü ve tavsiye ettiği süreçtir. Kuyumcunun da 250 gram altının kendisini değil, parasını dağıtması ve vermesi doğru bir yaklaşımdır.
Zekatın Zamanlaması: Sadece Ramazan mı?
Zekatın verilme süresiyle alakalı; toplumumuzda "Ramazan'da zekat verilmesi" öncelenen bir süreç haline gelmiştir. Ancak burada şöyle bir eksiklik oluşmaktadır: Mağdur insanların ihtiyaçları sadece Ramazan'da değildir.Kira ödüyorsa, 12 ay ödüyor.Çocuğu okula gidiyorsa, yılın 8-9 ayı gidiyor.
İhtiyaçlar yılın tamamındayken, tüm zekatı Ramazan'da toplayıp vermek, mağduriyetlerin giderilmesi noktasında eksik bir yaklaşım olmaktadır. "Ya biz verelim, insanlar bunu kendileri peyderpey harcasın" denilebilir. Ancak bu da bir birikim ve kültür isteyen bir şeydir. Parayı yönetebilmek, bunu yılın tamamına yayabilmek, organize edebilmek başlı başına bir süreçtir.
Tüccar, işi gereği bu konuda (para yönetimi) zaten tecrübelidir. Zekatın dağıtılması noktasında da bu tecrübesini insanlara fayda oluşturacak şekilde, ödemeyi yılın tamamına yayması doğru bir yaklaşımdır. Nihayetinde zekatın verilmesindeki en temel maksatlardan biri, mağdur insanların mağduriyetinin nispeten hafifletilmesine katkıda bulunmaktır.
Hesaplama Ramazan'dan Ramazan'a yapılabilir. Ama zekat verilecek miktarın belirlenerek, ödemenin yıla yaygın organize edilmesi çok hayırlı sonuçlar doğurur.
İşverenlere Uyarı: Maaş ve Zekat Ayrımı
Zekat verirken öncelikle yakın çevreden, akrabadan başlanmalıdır. Ancak burada zekatla ilgili eksik/yanlış kaldığını düşündüğümüz noktalardan biri şudur: İnsanlar çalıştırdığı kişilere zekat veriyorlar.
Şimdi, çalıştırdığımız insanı "zekat verilecek seviyede" bir ücretle çalıştırmak, aslında sorgulanması gereken bir durumdur. Nihayetinde insan iş görüyorsa, bir çalışma karşılığı süreç işliyorsa; buna verilecek ücretin çok düşük tutulup, zekatın buna "ilave" olarak verilmesi çok doğru bir süreç değildir.
Burada öncelikle yapılması gereken; çalışan insanların haklarının, zekat alma ihtiyacı hissetmeyecek şekilde iyileştirilmesidir. Ücretin zekat adı altında verilmesi; hem Allah'ın razı olmayacağı hem de kulun mutlu olmayacağı bir şeydir.
Zekat aslında doğru kanalize edildiği zaman; gönül köprüleri kurulmasına, insanların manevi olarak Allah'a yaklaşmasına ve insanların sevgisini kazanmasına sebep olan temel ibadetlerden biridir. Zekatı sadece "bir para vermek, yardım etmek" olayı olarak düşündüğümüzde; bu, Allah'ın zekata yüklemiş olduğu anlamı basitleştirmekten başka bir şey değildir. Allah zekatı emrederken bütün bu süreçleri zekatın içerisine yerleştirmiştir. Kalplerin birbirine ısınması, toplumsal huzurun sağlanması, insanların birbirine karşı hak ve sorumluluklarını yerine getirmesi gibi pek çok şey, aslında zekatın kendi içerisinde barındırdığı hikmetlerdendir.
Bu içeriklerimiz de ilginizi çekebilir;
Altın Satışında Nakit Sınırlaması: Kredi Kartı Dönemi Başladı mı?
Altın Takılarda Renk Neye Göre Oluşur? Sarı, Beyaz ve Kırmızı Altın Farkları
Evlilik İçin Tek Taş Yüzük Alırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
